HER ŞEYİ TASARLAYABİLEN ADAM
Karim Rashid, farklı tarzıyla dikkat çeken endüstri tasarımcısıdır. Kendini herhangi bir konuyla kısıtlamamıştır: otelden çöp kutusuna, kıyafetten internet sitesine ve elektronik eşyaya kadar son derece farklı alanlarda işlere imza atmıştır. Farklı olmak en büyük tutkusudur. Genelde işlerine ilk kez bakanlar dönüp bir kez daha bakar; ilginç ve farklı yaklaşımlara sahip bir tasarımcıdır.
Mısır asıllı tasarımcı, Kanada’da lisans, İtalya’da yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra New York’a kendi stüdyosunu açmaya gitmiştir. Burada uzun yıllardır tasarım yapan Rashid’in, “I Want To Change The World” (Dünyayı Değiştirmek İstiyorum) adlı bir kitabı vardır. Karim Rashid, yaptığı ürünleri nasıl pazarlayacağını ve insanların ilgisini nasıl çekeceğini bilen ender endüstriyel tasarımcılardandır.
Karim Rashid’in tasarım dili nasıldır?
Rashid’in tarzı, ilk bakışta tanınır olmasıyla dikkat çeker. Diğer birçok tasarımcı sade ve koyu tonları tercih ederken o beyaz, pembe ve mor gibi canlı renklere yönelir. Tasarımlarındaki yoğun renk ve hareketlilik kimi gözlemciler için bir kusur olarak da okunabilir; renk tercihlerindeki abartı, kozmetik dışındaki ürünlerde göze rahatsızlık verebilir. Ayrıca herkesten farklı olma konusundaki ısrarı kimi zaman aşırıya kaçtığından, başkalarından farklı olsa da kendi ürünleri zamanla birbirine benzeyebilmektedir.
Bu eleştiriler bir yana, Rashid’in biçim diline yön veren temel ilke açıktır: köşeli, dik ve mekanik çizgiler yerine akışkan, eğrisel ve organik formlar. Bu yumuşak biçimlere tasarım dilinde amorf adı verilir; belirgin köşesi olmayan, sürekli ve akıcı yüzeylerden oluşan biçimlerdir. Plastik enjeksiyon kalıplama gibi modern üretim yöntemleri bu tür formların seri olarak üretilmesini mümkün kıldığından, Rashid bu olanağı bir imzaya dönüştürmüştür.
Tarihten ve geleneksel kalıplardan haz etmediğini belirten tasarımcı, tabulardan ve katı geleneklerden de uzak durur. Bu tavır, onun işlerini bir karşı duruş olarak konumlandırmasını sağlar: geçmişe öykünmek yerine günceli ve geleceği biçimlendirmeye çalışır.
Demokratik tasarım anlayışı
Rashid sık sık tasarımın herkese ulaşması gerektiğini savunur. Pahalı ve seçkin bir nesne yerine, marketten alınabilecek bir çöp kutusunu bile estetik bir ürüne dönüştürmeyi önemser. Bu, “demokratik tasarım” olarak adlandırılan bir yaklaşımdır: iyi tasarımın yalnızca lüks ürünlere değil, gündelik ve uygun fiyatlı nesnelere de uygulanabilmesi fikri. Onun çöp kutusu, sabunluk ya da masa gibi sıradan nesneleri çekici hale getirmesi, bu anlayışın somut örnekleridir.
Eserleri:
Çok sayıda tasarımı ve ödülü olan tasarımcının çalıştığı markalar arasında Umbra, Issey Miyake, Prada, Nambé, Magis, Mikasa, Edra, Frighetto, Herman Miller, Foscarini, Artemide, Idée, Bozart, Shiseido, Giorgio Armani, Leonardo, Zerodisegno, Copco, Method, Guzzini gibi isimler vardır. Bu liste, tek başına onun çalışma alanının genişliğini gösterir: bir kozmetik markasının ambalajından bir aydınlatma firmasının ürün serisine, bir mobilya üreticisinden bir teknoloji şirketine kadar birbirinden çok farklı sektörler. Ayrıca İstanbul manzaralı sofra takımlarından oluşan Morphescape koleksiyonu da dikkat çekmiştir.
Ürün tasarımından iç mekana
Genelde plastik amorf tasarımlarıyla bilinse de Rashid sonraları iç mekan tasarımına da yönelmiştir. Bu geçiş, onun biçim anlayışının yalnızca tek tek nesnelerle sınırlı kalmadığını gösterir: aynı akışkan ve renkli dil, bir restoranın ya da otelin bütün mekanına taşındığında çok daha kapsayıcı bir deneyime dönüşür. Bir ürünü elinize aldığınızda hissettiğiniz biçim mantığının, içine girip dolaştığınız bir mekanda da sürmesi, tutarlı bir tasarımcı imzasının nasıl ölçeklendiğine iyi bir örnektir. İç mekan çalışmaları, ürün tasarımcısı olarak edindiği ünü daha da genişletmiştir.



