1834 yılında Birleşik Krallıkta doğan Dresser, zamanının en yenilikçi ve yaratıcı tasarımcıları arasında ilk sıra yer alır. Üniversite eğitimini botanik üzerine okumuştur. Botanik dalında profesör olmuş ve bir çok kitap yayınlamıştır. 1904 yılında Fransa’ da ölmüştür. Derin botanik bilgisini tasarımlarında kullanarak kumaş ve halı gibi eşyalara bambaşka bir estetik anlayış getirmiştir. Duvar kağıtlarından seramiklere kadar desenleri bir çok alanda kullanılmıştır. Gümüş kaplama eşyalar onun özel tasarımlarında önemli bir yer tutar. Kendisini A.B.D ve Japonya tasarım için davet etmişlerdir. Çalıştığı büyük markalar arasında Tiffany de vardır.

Christopher Dresser, Teapot
Neden ilk endustriyel tasarimci sayilir?
Dresser, tasarım tarihinde önemli bir kırılma noktasını temsil eder. Onun yaşadığı dönemde nesneler ya bir zanaatkarın atölyesinde tek tek üretiliyor ya da fabrikalarda tasarımdan bağımsız biçimde çoğaltılıyordu. Dresser bu ikisinin arasına yepyeni bir rol yerleştirdi: ürünü baştan, üretim yöntemini de hesaba katarak tasarlayan bağımsız profesyonel. Fabrikalarla sözleşmeli çalıştı, tasarımlarını farklı üreticilere lisansladı ve birçok eserine kendi adını koydu. Bu çalışma biçimi, bugün endüstriyel tasarımcı dediğimiz mesleğin erken bir provasıydı.
Onun yaklaşımında biçim, süslemeden önce gelir. Bir nesnenin nasıl üretileceği, nasıl tutulacağı ve ne işe yarayacağı, görünüşünü doğrudan belirler. Bu yüzden Dresser’ın eserleri, kendi döneminin ağır süslemeli Viktoryen zevkinden ayrılarak şaşırtıcı derecede çağdaş görünür. Birçok çaydanlık ve sürahisi, üretildikleri tarihten elli yıl sonra ortaya çıkacak modern tasarım anlayışını önceden haber verir.
Mutfak esyalari ve formlar
Dresser, tasarımda bir kaç alanda çok başarılı çalışmalar yapmıştır. Bunlardan ilki mutfak eşyalarıdır. Genellikle gümüş kaplama olarak tasarladığı eşyalar geometri harikası şekillere sahiptir. Çaydanlıkları ise çok ünlüdür. Yuvarlak hatları kullanmakla birlikte bir çok çaydanlığı dik açılardan oluşan formlarda şekillendirmiştir. Yine sap kısımlarında dairesel değil dikdörtgen formlardan yaralanmıştır. Şekerlik, peçetelik ve tencere tasarımlarının ise hepsi birbirinden ilginçtir. Diğer çok başarılı olduğu alan desendir.
Bu metal eşyalarda Dresser, malzemeyi gizlemek yerine onurlandırır. Bir cıvatanın başı, bir bağlantı noktası ya da bir tutamağın geometrisi süslemenin altında saklanmaz, aksine tasarımın görünür bir parçası olur. Geometrik gövdeler, açık duran bacaklar ve net hatlar, bu nesnelere endüstriyel bir dürüstlük kazandırır. Dresser’ın James Dixon and Sons, Hukin and Heath gibi üreticiler için tasarladığı gümüş ve gümüş kaplama parçalar, bu nedenle koleksiyonerler ve müzeler tarafından modern tasarımın öncüleri olarak değerlendirilir.

Christopher Dresser, Desen
Dogadan esinlenen desenler
Mobilya kumaşları, halı, seramik eşyalar ve duvar kağıtlarında bu gün bile onun doğadan esinlendiği desenler kullanılmaktadır. Bunda botanikçi olmasının büyük etkisi vardır. Çalışma prensibi olarak ilk önce bitkileri resimler, matematiksel olarak ölçümlendirirdi. Tekrarlanan motiflerle tasarladığı duvar kağıtlarında doğanın eşsiz oranlarını görmek mümkündür. Yine renk uyumunda eşsiz bir anlayışı vardır. Üstteki motifle alt zeminin rengini bir birlerini tamamlayacak ve destekleyecek renklerden seçerdi.
Dresser’ın desen anlayışını farklı kılan, doğayı birebir kopyalamak yerine onun altındaki düzeni soyutlamasıydı. Bir çiçeği resmederken yapraklarını gerçekçi göstermekten çok, bitkinin simetrisini, dallanma mantığını ve büyüme yönünü öne çıkarırdı. Bu yöntem onu, dönemin natüralist süsleme modasından ayırır ve daha sonra Art Nouveau ile modern desen tasarımında görülecek soyutlama anlayışına yaklaştırır. Yayımladığı kitaplarda da bu ilkeleri yazıya döktü, böylece etkisi yalnızca ürettiği nesnelerle değil, öğrettiği yöntemle de yayıldı.
Fincan takımı, vazo, tepsi gibi seramik eşyalarda doğanın en ince ayrıntı ve güzelliklerini yansıtmaya özen göstermiştir. Alt fon olarak sadece beyaza değil doğada olduğu gibi renk karışımlarının ahengine yer vermiştir. Onun tabiata olan hayranlığı yaratıcılığının en büyük esin kaynağı olmuştur.
Japon estetiginin Dresser uzerindeki izi
Dresser’ın olgun dönem tasarımlarını anlamak için Japonya ile kurduğu bağı görmek gerekir. 1876 yılında Japonya’ya yaptığı uzun gezi, onu bu kültürü yerinde inceleyen ilk Batılı tasarımcılardan biri yaptı. Burada gördüğü sadelik, dengeli asimetri ve gereksiz süslemeden kaçınan işlevsel form anlayışı, çalışmalarına derinlemesine işledi. Japon zanaatındaki malzemeye saygı ve boşluğun değeri, onun metal ve seramik eserlerindeki yalın çizgiyi besledi. Bu etkileşim sayesinde Dresser, hem Batı’nın endüstriyel olanaklarını hem de Doğu’nun estetik disiplinini birleştiren ender bir tasarımcı oldu.
Bütün bu yönleriyle Christopher Dresser, yalnızca güzel nesneler üreten bir sanatçı değil, tasarımcının modern dünyadaki rolünü tanımlayan bir öncüydü. Botanik bilgisi, endüstriyel duyarlılığı ve uluslararası bakışı, onu kendi çağının çok ötesine taşıdı.