Alvar Aalto, tam adıyla Hugo Alvar Henrik Aalto, 3 Şubat 1898 tarihinde Kuortane, Finlandiya’da doğdu. 11 Mayıs 1976 tarihinde, 78 yaşında Helsinki, Finlandiya’da hayatını kaybetti. Alvar Aalto, mobilya, tekstil, cam sanayii ve mimarlık alanlarında tasarımlar yaptı. Finlandiyalı tasarımcının eserlerinde, İskandinav Klasiszmi, Rasyonel Modernizm etkileri görülmektedir.
Alvar Aalto, Jyväskylä Lisesi’nde ve Helsinki Teknoloji Üniversitesi’nde eğitim gördü. Mimarlık üzerine aldığı eğitimini 1921’de tamamlayarak mezun oldu. Mezun olduktan sonra Alvar, 1923’te ilk mimarlık bürosunu açtı. Dergi ve gazetelere makale yazan Aalto 1926 senesinde “Kapı eşiğinden oturma odasına” adlı bir tez yazdı. 1927 ve 1935 yılları arasında önemli bir yapı haline gelen Viipuri Kütüphane’sini tasarladı. Projesi sekiz yıl süren kütüphanenin içi doğal malzemeler, sıcak renkler ve dalgalı çizgilerle tasarlanmıştı. Ayrıca 1948’de tamamlanan Baker Hause Aalto’nun kırmızı tuğla döneminin başlangıcıdır. Tasarımcı ve mimar Aalto’nun 500’ün üzerinde bina tasarladığı bilinmektedir. Bu binaların çoğu Finlandiya’da bulunmaktadır.
Alvar Aalto Mimar, tasarımcı
Aalto’nun tasarım anlayışı neye dayanır?
Aalto’nun çalışmalarının ortak paydası, modern mimarlığın işlevselci mantığını insancıl bir yaklaşımla yumuşatmasıdır. Çağdaşı pek çok modernist çelik, cam ve betonun soğuk geometrisini benimserken, Aalto huş ağacı gibi yerel ve doğal malzemeleri öne çıkardı. Düz açılar yerine eğrisel, organik hatlar; tek tip endüstriyel yüzeyler yerine dokunması sıcak yüzeyler tercih etti. Bu tutum, mekanı ve nesneyi kullanan insanın bedeniyle, duyularıyla ve günlük yaşamıyla kurduğu ilişkiyi merkeze alır.
Bu insan odaklı yaklaşım, onun mimarlık ile mobilya tasarımını birbirinden ayırmamasının da nedenidir. Aalto bir yapıyı tasarlarken çoğu zaman içindeki oturma birimlerini, lambalarını, kapı kollarını ve cam eşyalarını da düşünürdü. Böylece bina, içindeki nesnelerle bütünleşen tutarlı bir yaşam alanına dönüşür. Aydınlatmada doğal ışığı yumuşak bir şekilde mekana taşıma çabası da bu bütüncül anlayışın parçasıdır.
Lamine ahşap ve bükme tekniği nasıl gelişti?
Aalto’nun en kalıcı katkılarından biri ahşabı işleme biçimidir. 1932 civarında lamine ve bükme kontrplakla yaptığı denemeler, ahşaba o döneme kadar daha çok çelik borudan beklenen esnek ve sürekli formları kazandırdı. Bauhaus çevresindeki tasarımcılar eğrisel mobilyalar için krom kaplı çelik boru kullanırken, Aalto aynı akışkanlığı sıcaklığını koruyan bir malzemeyle elde etmenin yolunu aradı.
Bu çalışmaların en bilinen sonucu, bacağın oturma yüzeyine doğrudan bağlanmasını sağlayan ve patentini aldığı L bacak sistemidir. İnce ahşap katmanların tutkalla preslenip kalıpta şekillendirilmesine dayanan bu teknik, hem üretimi kolaylaştırdı hem de parçaların istiflenebilmesine olanak tanıdı. Aynı dönemde tasarladığı Paimio Sanatoryumu için ürettiği koltuk, kontrplaktan tek parça bükülmüş oturma kabuğuyla bu yaklaşımın simgelerinden biri haline geldi.
Yüksek Tabureler Hala Vitrinde
Avlar Aalto, ahşap heykel denemeleri yapmıştır. 1932 senesinde bir lamine bükük- kontrplak mobilya tasarlamıştır. Aalto’nun mobilya tasarımları olumlu eleştiriler aldıktan sonra, İngiltere’nin Londra kentinde bir firma kurulduğunda tarih 1935 yılını gösteriyordu. Şirketin adı “Artek” olarak belirlendi. Alvar Aalto’nun mobilya tasarımları arasında sandalye ve masalar vardı. Bu dizaynların içinde dikkat çeken ürünlerden biri de çay arabasıydı. Bununla birlikte, koltuk rahatlığında bir sandalye yapılmıştı.
Alvar Aalto, Çay arabası
Bu ürün ren geyiği kürküyle desteklenmişti. Bazı mağazalarda oturacak yer ihtiyacı için hala kullanılan “Genius Bar” adlı tabureler, siyah vernikle üretilmekte. Ayrıca tasarımcı tarafından üretilen “Yüksek Tabure” ve “Tabure E60” ürünleri ünlü bir cep telefonunun sanal mağazasında müşterilerin beğenisine sunulmakta ve satılmaktadır. Aalto’nun bazı mobilya tasarımları şu şekilde sıralanabilir: Dört ayaklı tabure (Stool E60), Koltuk 404 (veya Zebra Tank Sandalyesi), 1954: Yer lambası A805, 1933: Üçayaklı tabure (Stool 60).
Alvar Aalto, Tabure
Artek ve tasarımların bugüne ulaşması
Aalto’nun mobilyalarının kalıcı olmasının ardında, 1935’te kurulan Artek şirketi vardır. Şirket yalnızca üretim yapan bir firma değil, aynı zamanda modern tasarımı ve sanatı yaymayı amaçlayan bir kültürel girişim olarak düşünülmüştü. Bu sayede Stool 60, Paimio koltuğu, çeşitli yer lambaları ve servis arabaları gibi tasarımlar onlarca yıl boyunca kesintisiz üretilebildi. Bir tasarımın piyasada bu kadar uzun süre kalması, biçiminin geçici modalardan bağımsız bir olgunluğa ulaştığının işaretidir.
Aalto’nun cam tasarımı alanındaki çalışmaları da aynı organik dili konuşur. Dalgalı kenarlı vazo tasarımı, Finlandiya’nın gölleriyle dolu coğrafyasını çağrıştıran serbest eğrileriyle onun en çok tanınan nesnelerinden biridir. Bütün bu üretim, mimarlıktan mobilyaya ve cama uzanan tutarlı bir tasarım evreni oluşturur.
Aalto neden hala önemlidir?
Alvar Aalto’nun bıraktığı miras, modern tasarımın yalnızca verimlilik ve sadelikten ibaret olmadığını gösterdiği için değerlidir. Onun yapıtları, endüstriyel üretimin olanaklarıyla insanın sıcaklık, doku ve konfor ihtiyacını uzlaştırma çabasının başarılı bir örneğidir. Bugün İskandinav tasarımı denince akla gelen sade ama davetkar, işlevsel ama yumuşak estetiğin temellerinden birini Aalto atmıştır.
Tasarım eğitimi alanlar için Aalto’nun çalışmaları, bir nesneyi tasarlarken malzeme bilgisi, üretim tekniği, ergonomi ve estetiğin birlikte düşünülmesi gerektiğini anlatan iyi bir derstir. Çay arabasından ren geyiği kürküyle kaplı koltuğa, taburelerden cam vazolara uzanan üretiminde, her parçanın hem güzel hem de yaşanabilir olması ilkesi tutarlı biçimde sürdürülür.


