Danimarka’da bir şirkette yöneticilik yapan Jonas Hallberg, profesyonel çalışanları için bir ofis tasarlamış. Tekerlekli bir ofis. Şirketin yöneticisi Jonas Hallberg’ de bu ofisi kullanıyor. Kafe köşelerinde çalışmaktan pek hazzetmeyen, kendini duvarlar içinde rahat hissetmeyenler için güzel bir tasarım olmuş.
Taşınabilir çalışma istasyonu neyi çözer?
Tekerlekli ofis fikri, sabit bir masaya bağlı kalmadan çalışabilme ihtiyacından doğar. Bir çalışanın gün içinde farklı görevler için farklı ortamlara geçmesi, kimi zaman sessiz bir köşe kimi zaman bir ekiple yan yana oturma istemesi yaygın bir durumdur. Tekerlekli bir birim, masayı, saklama alanını ve çoğu zaman bir oturma noktasını tek gövdede toplayarak bu geçişleri kolaylaştırır. Kullanıcı çalışma alanını kapatıp itekleyerek başka bir noktaya götürebilir, böylece her hareket ettiğinde sıfırdan kurulum yapmak zorunda kalmaz.
Bu tür mobilyalar, herkesin kendine ait sabit bir masasının olmadığı esnek ofislerde özellikle işe yarar. Birim hem kişisel eşyaları taşır hem de bir tür hareketli sınır oluşturarak, açık bir planın içinde geçici bir kişisel alan tanımlar.
Esnek ofis tasarımı neden önem kazandı?
Açık ofislerin yaygınlaşması, beraberinde gürültü ve odaklanma sorunlarını da getirdi. Buna karşılık tasarımcılar, çalışanların kendi konforuna göre konum seçebileceği esnek çözümler aramaya başladı. Tekerlekli ofis de bu arayışın bir örneğidir: alanı kullanıcıya uyarlamak yerine, kullanıcının alanı kendisiyle birlikte taşımasını sağlar.
Bu yaklaşım, herkesin aynı şekilde çalışmadığını kabul eder. Kimisi duvarların arasında, kimisi açık ve hareketli bir ortamda daha verimlidir. Hareketli bir birim, mekanı tek bir kalıba sokmak yerine farklı çalışma tarzlarına aynı anda yer açar. Mobilyanın taşınabilir olması, ofis düzeninin de gün içinde yeniden şekillenebilmesi anlamına gelir.





